Kah've Orman; sıradan kahve dükkanlarından ziyade, Türk Patent Enstitüsü tarafından tescillenmiş kendine özgü bir konsepte ve hikayeye sahiptir. Egzotik bir meyve olan kahveyi, yine aynı ormanlarda yetişmiş, çeşitli tropikal Afrika ağaçlarından yapılan masalarda sizlere sunuyoruz. Kahvenizi yudumlarken, kahvenin yetiştiği diyarlardan getirdiğimiz ağaçların eşsiz dokusunu hissedebilir, birbirinden farklı özelliklerini ve hikayelerini masa plakalarından veya dergimizden okuyabilirsiniz.



Ağaçtaki meyvenin fincandaki kahveye kadar geçirdiği işlemler düşünüldüğünde, kahve kavurma işleminin en kısa sürdüğü ancak en dikkat gerektiren aşama olduğunu söyleyebiliriz. çünkü bİr anlık dikkatsizlik zaman ve para kaybına yol açarak tarladan üretime yüzlerce insanın sarf ettiği tüm emeği boşa çıkarabilir. Kahveyi kavurma
işi gerçek bir sanattır. İçinde 900’den fazla aroması bulunan yeşil kahve çekirdekleri, kavrulma sırasında, gizlediği bu aromaları açığa çıkarır. Kahvenin lezzetinin sırrı
kavurma işlemindedir. Kahve çekirdeklerinin kavrulma derecesi, kahvenin tadını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Yeşil kahve çekirdekleri kavrulmadan önce
yumuşaktırlar ve neredeyse hiçbir kokuları yoktur. Kavurma işlemi, bu ham çekirdekleri, lezzetli, aromatik ve hoş kokulu kahverengi çekirdeklere dönüştürür.
Kuşkusuz, kahvenin tadını etkileyen karmaşık denklemde çok başka belirleyici unsurlar da var. Farklı ülkelerde ve farklı koşullarda yetişen kahve çeşitleri
aynı derecede kavrulsalar da oldukça değişik tatlara sahip olabilirler. Ayrıca, kahve işleme yöntemi, öğütülmesi ve demleme yöntemi de kahvenin
lezzetini etkileyen unsurlardır. Fakat kavurma işlemi, kahveden beklediğiniz tadı yakalayabilmenizi sağlayacak en önemli aşamadır. Kahve
kavurma seviyesini belirlemek için kullanılan en yaygın yöntem, renk seviyesini açıktan koyuya (ya da ekstra koyuya) doğru sıralamaktır.
Kahve ısıya maruz kaldıkça, çekirdeklerin rengi koyulaşır. çekirdeğin içindeki yağ, yüksek ısıda yüzeye çıkar. Kahve çekirdekleri çeşitlilik
gösterdiği için sadece çekirdeklerin rengine göre gerekli kavrulma derecesini belirlemek mümkün olmayabilir. Fakat, renge göre
sınıflandırma, doğru kavurma işleminde en güvenilir sonuca ulaşılmasını sağlar. Kavrulma derecesi tercihi kişinin damak
zevkine göre değişebilir. En çok kullanılan kavrulma dereceleri renk seviyesine göre sıralanmakta.

Hafif koyulukta bir kahverengi renge sahiptir. Hafif kavrulmuş kahveye oranla daha dengeli bir aroması ve asidite oranı vardır. Çekirdeklerin yüzeyinde ise yağ bulunmaz. Genellikle 210°C ve 220°C arasında bir kavurmanın ardından orta kavrulmuş kahveye ulaşılır. Kavrulma derecelerine göre, 210°C olan ‘’American roast’’ 220°C olan ‘’City roast’’ adını alır.

Zengin, koyu bir renge sahiptir ve yüzeyi hafif yağlıdır. Damakta içimden sonra çok hafif bir acılık bırakır. Genellikle, 225°C ve 230°C arasında bir kavurmanın ardından orta-koyu kavrulmuş kahveye ulaşılır.

Parlak siyaha çok yakın, çikolatamsı bir renge sahiptir. Dışı oldukça yağlıdır, belirgin bir acılığa sahiptir ve asidite oranı düşüktür. Genellikle, 240°C ve üstünde yapılan kavurmanın ardından koyu kavrulmuş kahveye ulaşılır.

Egzotik bir meyve olan kahveyi, yine aynı ormanlarda yetişmiş, çeşitli tropikal Afrika ağaçlarından yapılan masalarda sizlere sunuyoruz. Ağaçlarımızın ilginç özelliklerini, hikayelerini ve hakkında bilinmeyenleri sizlere anlatmaya karar verdik. Size de dünyanın farklı yerlerinden getirdiğimiz kahveleri yudumlarken, kahve ile aynı ormanlarda yetişmiş Afrika ağaçlarımızı incelemek kaldı. Ağaç kesildikten sonra canlılığını yitirmeyen, yüzyıllar geçse bile iç çalışmasını sürdürebilen büyülü bir canlıdır. Örneğin ortalama 300 yaşındaki SAPELLİ ye dokunup 1700 lu yıllarda bile dünya oksijenini almış bir dokuyu hissederken ,diğer bir tarafta Afrikan savan fillerinin lezzetli kabugundan dolayı favorisi olan LIMBA ağacımızda bir kahve içme fırsatı bulabilirsiniz. Ayrıca bilmenizi isteriz ki; Kah've Ormanda bulunan bütün masalar, Bearstone tarafından kesim yaşı gelmiş ağaçlardan üretilmiştir. Hiçbir yeşil ağaca zarar verilmemiştir.

Türk kahvesi UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Mirasın Temsili listesinde yer almaktadır. Karar, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 2013 yılında düzenlenen ve 155 ülke temsilcisinin katıldığı UNESCO 8. Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda alınmıştır.
Kafein aslında kristallerden oluşur. 400 mikron büyüklüğünde olan kafein kristalleri mikroskop altında incelendiğinde görülmektedir. (Bir mikron metrenin milyonda biridir).
Kahvenin ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde şekerli ya da sütlü kahve kültürü yoktu. Viyana’da ilk kez pişirilen acı Türk kahvesine halkın alışabilmesi için içerisine bal konuluyordu. Kahvenin içine süt karıştırılması ise ilk olarak Avusturyalılar ve Fransızlar tarafından denenmiştir.
Amerika bilim adamlarının 20 yaş üzerindeki 27 bin 793 kişiyle yaptığı araştırmada, kafeinden bağımsız şekilde kahvenin içerdiği kimyasal bileşenlerin karaciğeri koruyor olabileceği ortaya çıktı. Araştırmaya göre, günde üç ya da daha fazla fincan kahve içenlerin karaciğerinin hiç kahve içmeyenlere göre daha iyi durumda oluyor.
Kahve kemeri, kahve yetiştirilen ve kahve tarımına elverişli bölgelere verilen isimdir. Ekvator’un 1000km’lik uzaklığına dek olan mesafe de “kahve kemeri” olarak adlandırılır. Kahve yalnızca bu kuşakta yetiştirilir.
Kahve, bazı migrenli hastalara iyi gelirken bazılarında olumsuz etkilere neden olabilir. Ancak kahve migreni tetikler gibi genel bir kanıya varmak yanlıştır. Migrende de kullanılan bazı ağrı kesiciler kafein içermektedir. Tarihte birçok ünlü ismin migreni vardır. Bu isimlerden biri de ünlü düşünür Nietzsche’dir. Nietzsche’nin günlerce süren migren krizlerinin olduğu ve çok fazla kahve içerek kendisini bir odaya kapattığı söylenir.
Kahve ham petrolden sonra dünyada en çok ticareti yapılan maddedir. Tüm dünyada bir günde ortalama 2.2 milyar fincan kahve tüketiliyor. Finlandiya ise yıllık ortalama kişi başına 1.252 fincan kahve tüketimiyle ilk sırada yer alan ülke olarak biliniyor.
Kahve, aslında kahve ağaçlarının kırmızı renkteki meyvelerinin içindeki çekirdeklerdir. Kirazı andıran bu meyve, benzerliğinden dolayı “kahve kirazı” olarak da adlandırılır. Her bir kahve meyvesinin içinde iki çekirdek bulunur
İstanbul’da ilk kahvehane 1554 yılında, Şam’dan gelen Hakim ve Cem isimli iki tacir tarafından açılmıştır. Zamanla sayısı artan ve günümüze kadar gelen kahvehanelere, o zamanlar, Osmanlıca “aydınlar okulu” anlamına gelen “mekteb-i irfan” denilmiştir.
Bazı araştırmalar kafeinin metabolizma hızını %3 ile 11 arasında yükselttiğini göstermiştir.
Uzun bir süre kahvenin anavatanı Yemen olarak bilindi. Yemen kahvesi türkülere bile konu oldu. Yemen büyük bir kahve üreticisi olmasına karşın, kahvenin anavatanı Habeşistan’dır (Etiyopya). İlk kahve Yemen’e Habeşistan’dan gelmiş ve orada üretilmiştir
South Florida Üniversitesi ve Miami Üniversitesi’nden araştırmacıların 65 yaş üstü kesimde yaptığı araştırmalar, kandaki kafein düzeyi daha yüksek olan insanların, daha düşük olanlara göre Alzheimer hastalığına daha geç yakalandığını ortaya çıkarıyor. Araştırmacılar, orta düzey kahve tüketiminin Alzheimer’a yakalanma riskini azalttığını ve hastalığı geciktirmede etkili olduğunu belirtiyor.
Dünyaca ünlü Alman barok müzik bestecisi J.S Bach, kahveden en çok etkilenen müzisyenlerden biriydi. Bu büyük müzisyen, Kahve aşkını ünlü Kahve Kantatı’nda notalara döktü. Kantatın yazılmasının en önemli sebebi, o sırada Almanya’da kadınlara kahvenin yasaklanmaya çalışılıyor olmasıydı (kahvenin kadınlara üremeyi durdurduğu söylenmekteydi!). Kahve Kantatı, bir babanı kızını kahve içirmekten vazgeçirmeye çalışmasını anlatır. Ancak kahve, genç kız tarafından şu sözlerle yüceltilir: “Ah, kahve ne tatlı, binlerce öpücükten daha tatlı, muscat şarabından daha yumuşak, kahve, kahve onsuz olamam; eğer bana bir şey ikram edecekseniz ah, o zaman bana kahve veriniz!”
Kuzey Tayland’da üretilen ve arabica kahve çekirdeklerini tüketen fillerin dışkısından elde edilen bir kahve olan Black Ivory kahvesi, dünyanın en pahalı kahvesidir. Bu kahvenin tadı, filin kahve proteinlerini yakan mide asidinden gelir ve filin sindirimden geçtikten sonra dışkısından ayrılarak işlenir. Bir bardak Black Ivory kahvesi 50$’dır. Fil dışkısından kahve üretimi zor bir işlem olduğu için bu kahveden piyasada çok az bulunuyor. (Benzer şekilde üretilen diğer bir kahve Kopi Luwak kahvesidir.)
İsveçliler kahveyle 1674 yılında tanışmalarına rağmen kahvenin halk arasında yaygınlaşması 18. Yüzyılı bulmuştur. Kahvenin ve çayın insan sağlığına zararlı olduğuna ve hatta bu içeceklerin zehir saçtığına inana İsveç Kralı III. Gustav, bu iddiasını ispatlamak için işledikleri suçtan dolayı idam cezasına çarptırılan ikizler üzerinde ilginç bir deney gerçekleştirir. İlk olarak, ikiz kardeşlerin cezaları ömür boyu hapse çevrilir. Ardından, çay ve kahvenin zehirli olduğunu halka kanıtlamak için enteresan bir yola başvurulur. Suçlu olan ikizlerden biri her gün 3 fincan kahve içmek suretiyle ölüme mahkum edilirken, diğeri her gün üç fincan çay içmekle cezalandırılır. Ancak Kral’ın bu deneyi başarısızlıkla sonuçlanır. Kral, 1792 yılında deneyin sonucunu göremeden suikasta kurban giderken, her iki denek de doğal nedenlerden doları ileri yaşlarda hayatlarını kaybeder.